Esnaf

EsnafBizim çocukluğumuzda esnaf, güven duyulan kimseydi. Mahallemizin bakkalı, terzisi, ayakkabıcısı, yufkacısı, kırtasiyecisi idi. Annemizi, babamızı tanırdı. Bizi korurdu, kollardı. Yanlışımızı görürse azarlar, hafifçe kulağımızı çekerdi. Bayramda elini öpüp harçlık alırdık. Bizim çocukluğumuzda esnaf, yabancıya yardım ederdi, adres sorana yol gösterirdi. Çevrede olup biteni gözlerdi. Sohbeti çekilirdi.

En önemlisi de kimseye zarar vermeden namusuyla para kazanırdı. Başta da söyledim ya! Güvenilir insandı. Esnafın bu özelliği aslında tarihimizin bize bir mirasıdır. Kökleri 13. yüzyıla dayanan “Ahilik” geleneği, bir taraftan esnafın haklarını ve çıkarlarını korurken; öte yandan esnafın belirli bir disiplin içinde çalışmasını ve tüketicilerin haklarını, çıkarlarını titizlikle koruyan bir sistem kurmuştur.

Okumaya devam et “Esnaf”

Yürek Döküntüleri ’64

Yürek DöküntüleriSatılık

Her şey ucuz,
Her şey satılık
Hem de düşünemeyeceğin kadar ucuza
Bedenler, ruhlar, onur
Ortalık yerde satılık, yok pahasına

Kimi renkli bir fistana
Kimi lüks bir arabaya
Kimi zaman boğaz tokluğuna
Her şey satılık,
Her şey ucuz meydanlarda

Okumaya devam et “Yürek Döküntüleri ’64”

Vitrindekiler: Hormonlu Özgüven Düşük Özsaygı Mağdurları

Vitrindekiler: Hormonlu Özgüven Düşük Özsaygı MağdurlarıBir işadamı düşünün. Sıfırdan başlamış, başarılı olmuş, işini büyütmüş. Şimdi güçlü, ünlü ve zengin. Elde ettiği başarının, sahip olduğu gücün ve paranın kendisine sağladığı bir özgüven var. Başladığı nokta ile ulaştığı noktayı değerlendirdiğinde kendisiyle gurur duyuyor, daha da bir pekişiyor kendine güveni… Ne isterse olması gerektiğini, nasıl düşünürse, ne yaparsa doğru ve onaylanmaya hakkı olduğunu düşünmeye başlıyor.

Özgüven abidesi işadamımız yıllar geçtikçe, cebi doldukça, ünü arttıkça gizliden gizliye kendini beğenmiyor. Azalan saçlarının yerine saç ektiriyor, kemerli burnunu estetik operasyonla hokka gibi yaptırıyor, fazla yağlarını aldırıyor, mayoyla fotoğraf verdiğinde görünmesi için kas yapıyor. Bir süre sonra, mevcut durumuna canla başla birlikte geldiği, tıpkı evlilik yemininde olduğu gibi “iyi günde, kötü günde” beraber olduğu eşini beğenmemeye başlıyor. Parasıyla kendine yer açtığı çevrede gördüğü, parasıyla arkadaş olabildiği, parasının gücü nedeniyle kabul gördüğü ortamdaki insanlardan birisine tutku duyuyor, bulduğu karşılığı da gerçek aşk sanıyor. “Aşık oldum” diyerek eşini terk ediyor…

Okumaya devam et “Vitrindekiler: Hormonlu Özgüven Düşük Özsaygı Mağdurları”

EnginDergi Enginer Dijital Hizmetler | Tüm Hakları Saklıdır. © 2008 - 2024