Hastane Macerası

Hastane MacerasıYine bir hastane macerası daha… Nasip bu bayramı da burada geçirmekmiş. İlgi alanlarımın başında teknoloji, ekonomi, tıp ve psikoloji geliyor oluşunun yanısıra, küçüklükten beri pek içli dışlı olmuşumdur sağlık sektörüyle. Hani sürekli hastalanıp ilaç kullanıp iğne olmaya alışkın çocuklar vardır ya, ben onların bir üst versiyonuyum…

Okula başladığımda aşıdan kaçıp ortalığı velveleye veren çocukları görünce çok şaşırmıştım. Gerçi bu durum -daha önce de bir yazımda dile getirdiğim üzere- çocuklarımızı hep iğneci teyzelerle korkutma kültürümüzün bir parçasıydı aslında.

Okumaya devam et “Hastane Macerası”

Kumdan Kaleler Yapmak

Kumdan Kaleler YapmakKumdan kaleler yapma hikayesini bilir misin? Hani sahilde iki küçük çocuk vardır; birlikte çalışıp didinip kendilerine kale inşaa ederler. Sonra bir dalga gelir ve yıkar yaptıkları kaleyi. Ağlayacaklar diye beklersiniz de el ele tutuşup biraz daha ileride yeniden başlarlar yeni bir kale inşaa etmeye. Denizyıldızı hikayesinde de benzer bir tema, Paulo Coelho’nun Simyacı’sında da.

Okumaya devam et “Kumdan Kaleler Yapmak”

Kolay Gele

Kolay GeleDönem dönem yazmakta o kadar zorlanıyorum ki… Nedeni de nereden başlayacağım ya da nasıl bitireceğim de değil halbuki. “Kusura bakma mektubum uzun oldu, kısasını yazmaya vaktim olmadı.” demiş ya hani düşünür.(1)

Yazmaya başladığımda ipin ucu kaçıyor ve durup okuduğumda sayfalar sürdüğünü görüyorum. Yazı üzerindeki ilgiyi kaybetmeden herkese ulaşabilmek adına yazılarımı mümkün olduğunca farklı boyutlar içerecek türde yazmaya çalışıyorum. Hem ilk okunduğunda anlaşılacak ve farkındalık sağlayacak kadar yalın olsun istiyor hem de tekrar tekrar okunup her bir cümlesi irdelendiğinde altında yatan derin anlamlar algılanabilsin diye arzuluyorum. Gerçi kaç kişi farketmiştir ki Ocak yazımın başlığının bakış açısı değil de Bakış Acısı olduğunu…(2)

Okumaya devam et “Kolay Gele”